h2
 22 September 2026

Clean Hydrogen Partnership tarafından yayımlanan yeni rapor, Avrupa’nın güçlü Ar-Ge kapasitesi, düzenleyici çerçevesi ve teknolojik birikimine rağmen; yüksek maliyetler, sınırlı üretim ölçeği, yavaş altyapı gelişimi ve yetersiz talep nedeniyle küresel hidrojen rekabetinde geride kalma riski taşıdığını ortaya koyuyor. Raporda, Avrupa hidrojen sektörünün rekabetçiliğini güçlendirmek üzere yedi öncelikli inovasyon teması belirleniyor.

Clean Hydrogen Partnership için ERM tarafından hazırlanan “European Hydrogen Competitiveness” başlıklı nihai rapor yayımlandı. Çalışmada Avrupa hidrojen sektörünün mevcut konumu Çin, Japonya ve Suudi Arabistan gibi küresel aktörlerle karşılaştırılıyor; Avrupa’nın güçlü ve zayıf yönleri değerlendirilerek gelecekteki araştırma, inovasyon ve sanayileşme desteklerinin yönlendirilmesi gereken alanlar inceleniyor.

Rapora göre temiz hidrojen, özellikle doğrudan elektrifikasyonun teknik veya ekonomik açıdan sınırlı kaldığı enerji yoğun sanayi, ağır taşımacılık ve uzun süreli enerji depolama gibi alanlarda Avrupa’nın enerji güvenliği ve karbonsuzlaşma hedeflerine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte Avrupa’da hidrojen teknolojilerinin uygulamaya geçirilme hızı önceki beklentilerin altında kalıyor. Zayıf iş modelleri, yüksek enerji maliyetleri, karmaşık düzenlemeler, teknolojik ve ticari olgunluk eksiklikleri ile tedarik zinciri kısıtları sektörün büyümesini yavaşlatan başlıca unsurlar arasında gösteriliyor.

Küresel hidrojen sektöründe taahhüt edilen yatırım tutarının 2024’ten 2025’e 35 milyar ABD doları artarak yaklaşık 110 milyar ABD dolarına ulaştığı belirtilirken, birçok projenin kamu desteği veya uzun vadeli gelir güvencesi olmaksızın henüz yatırım yapılabilir bir yapıya kavuşamadığına dikkat çekiliyor.

Rekabetçilik iki boyutta ele alınıyor

Raporda Avrupa hidrojen sektörünün rekabetçiliği iki temel boyut üzerinden değerlendiriliyor:

  • Hidrojen teknolojilerinin Avrupa’nın karbonsuzlaşma ihtiyaçlarını karşılayacak ölçekte uygulanabilmesi,

  • Avrupa şirketlerinin hidrojen üretimi, ekipman imalatı ve diğer değer zinciri faaliyetlerinde küresel pazardan anlamlı bir pay alabilmesi.

Bu iki hedefin her zaman birbiriyle örtüşmediği vurgulanıyor. Avrupa’da hidrojenin hızlı biçimde yaygınlaştırılması, kısa vadede düşük maliyetli ithal hidrojen ve ekipman kullanımını gerektirebilir. Ancak bu durum Avrupa’daki üreticilerin gelişmesini ve stratejik teknolojik kapasitenin korunmasını zorlaştırabilir. Yalnızca Avrupa içinde üretime öncelik verilmesi ise ilk projelerin maliyetlerini artırarak hidrojen kullanımını yavaşlatabilir.

Bu nedenle raporda maliyet, ölçek, yatırım ve ekonomik etki, altyapı, teknoloji ve inovasyon, politika ve düzenlemeler ile sürdürülebilirlik olmak üzere yedi rekabetçilik unsuru esas alınıyor.

Avrupa güçlü bir temele sahip ancak ölçeklenmekte zorlanıyor

Rapora göre Avrupa; hidrojenin depolanması ve dağıtımı, ileri mühendislik, güvenlik, standartlar ve düzenleyici çerçeveler bakımından güçlü bir konumda bulunuyor. Innovation Fund ve Clean Hydrogen Partnership gibi mekanizmalar da teknoloji geliştirme ve ilk uygulama projelerine önemli kamu desteği sağlıyor.

Buna karşılık Avrupa’nın araştırma ve inovasyon alanındaki gücü henüz maliyet avantajına, seri üretime ve hızlı pazar gelişimine yeterince dönüşmüş değil. Avrupa; inovasyon kapasitesi, orta akım teknolojileri ve düzenleyici çerçevelerde öne çıkarken maliyet, proje ölçeği ve imalat kapasitesinin artırılma hızı bakımından Çin, Japonya ve Suudi Arabistan’ın gerisinde kalıyor.

Avrupa’nın rekabetçiliğini sınırlandıran başlıca sorunlar arasında şunlar yer alıyor:

  • Yüksek elektrik ve mühendislik, tedarik ve inşaat maliyetleri,

  • Yavaş ilerleyen altyapı ve şebeke bağlantıları,

  • Parçalı tedarik zincirleri,

  • Düşük hacimli ve büyük ölçüde manuel üretim süreçleri,

  • Hidrojen talebi ile uzun vadeli alım taahhütlerinin yetersizliği,

  • Ar-Ge ve demonstrasyon projeleri ile ticari ölçekli yatırımlar arasındaki finansman boşluğu,

  • Üye Devletlerin destek programları ve teşvikleri arasındaki farklılıklar.

Çin düşük maliyetli elektrolizör üretimi ve büyük ölçekli imalat kapasitesiyle, Japonya yakıt hücreleri ve son kullanım teknolojileriyle, Suudi Arabistan ise düşük maliyetli yenilenebilir enerjiye dayanan büyük hidrojen ve türevleri projeleriyle öne çıkıyor.

Clean Hydrogen Partnership desteklerinde yeni yönelimler

Raporda, Clean Hydrogen Partnership ve öncül ortaklıkların 2010–2025 döneminde projelere sağladığı toplam katkının yaklaşık 1,8 milyar avroya ulaştığı görülüyor. Finansmanın yüzde 31’i ulaştırma alanındaki son kullanım uygulamalarına, yüzde 18’i sabit uygulamalara, yüzde 18’i hidrojen üretim teknolojilerine, yüzde 14’ü hidrojen vadilerine ve yüzde 9’u depolama ve dağıtım teknolojilerine yönlendirildi.

Üretim teknolojilerindeki destekler ağırlıklı olarak PEM ve alkali elektrolize ayrılırken, katı oksit ve daha sınırlı ölçüde AEM teknolojilerine yönelik finansman zaman içinde arttı. Hidrojen vadilerine yönelik destekler özellikle 2022’den sonra yükselirken, depolama ve dağıtım alanındaki finansmanın yaklaşık yüzde 70’i 2023 ve sonrasında başlayan projelere tahsis edildi.

Ortaklık tarafından desteklenen çalışmalar, yakıt hücreli otobüsler gibi bazı uygulamalarda birim maliyetlerin yüzde 50’den fazla azaltılmasına katkı sağladı. Bununla birlikte rapor, teknolojik gelişmenin tek başına büyük ölçekli pazar oluşumu için yeterli olmadığını; düzenlemeler, talep teşvikleri ve uzun vadeli gelir güvencesiyle tamamlanması gerektiğini vurguluyor.

Avrupa için yedi öncelikli inovasyon teması

Rapor, gelecekteki desteklerin hidrojen değer zincirinin tamamına eşit şekilde dağıtılması yerine Avrupa’nın rekabetçiliğine en fazla katkı sağlayacak alanlarda yoğunlaştırılmasını öneriyor. Bu doğrultuda yedi öncelikli tema belirleniyor:

1. Büyük ölçekli imalat

Elektrolizör ve yakıt hücresi üretiminde otomasyon ve yapay zekâ kullanımının artırılması, bileşenlerin seri üretime uygun tasarlanması ve gigawatt ölçekli üretim hatlarının kurulması öneriliyor. Farklı üreticilerin bileşenlerinin standartlaştırılması ve birlikte çalışabilirliğin geliştirilmesi de maliyetlerin düşürülmesi bakımından öncelikli görülüyor.

2. Hidrojen ekosistemleri ve vadileri

Hidrojen vadilerinin tekil demonstrasyon projeleri olmaktan çıkarılarak tekrarlanabilir ve yatırım yapılabilir bölgesel pazar modellerine dönüştürülmesi hedefleniyor. Üretim, altyapı ve talebin birlikte planlanması; sertifikalandırılmış tedarikçi ağlarının kurulması ve hidrojene özgü sigorta ve finansman ürünlerinin geliştirilmesi öneriliyor.

3. Yenilenebilir elektriğe erişim

Elektriğin elektrolitik hidrojen maliyetindeki belirleyici rolü nedeniyle şebeke bağlantı süreleri ve ücretlerinin iyileştirilmesi, elektroliz tesisleri için rekabetçi elektrik tedarik modellerinin geliştirilmesi ve esnek çalışan elektrolizörlerin şebeke dengeleme hizmetlerine katılması gerektiği belirtiliyor.

4. Hidrojen taşıyıcıları ve depolama

Sıvı organik hidrojen taşıyıcıları, amonyak, sıvı hidrojen ve yer altı depolama çözümleri öncelikli alanlar arasında bulunuyor. Amonyak parçalama süreçlerinin verimliliğinin artırılması, büyük hacimli amonyak işleyecek liman ve terminal altyapısının geliştirilmesi, sıvı hidrojen kayıplarının azaltılması ve yer altı depolama sahalarının izin süreçlerinin hızlandırılması öneriliyor.

5. Elektrolitik hidrojen üretimi

Elektrolizörlerin yatırım maliyetlerinin düşürülmesi, verimlilik ve dayanıklılığın artırılması, değişken yenilenebilir üretime uyumlu işletme kabiliyetinin geliştirilmesi ve kritik ham madde kullanımının azaltılması hedefleniyor. AEM teknolojileri, kritik malzemelerin geri dönüşümü, yeni membran ve katalizörler ile elektrolizör yığını ve yardımcı sistemlerin daha iyi bütünleştirilmesi öne çıkan konular arasında yer alıyor.

6. Hidrojenin son kullanımı

Temiz hidrojen arzına yönelik desteklerin talep tarafı önlemleriyle tamamlanması gerektiği belirtiliyor. Hidrojene geçecek sanayi tesisleri için yatırım desteği, gri hidrojen kullanıcılarının temiz hidrojene yönlendirilmesi, uzun vadeli alım sözleşmeleri ve hidrojen, amonyak veya metanolle çalışabilen çok yakıtlı teknolojilerin geliştirilmesi öneriliyor.

7. Yapay zekâ, düzenlemeler ve bilgi paylaşımı

Yapay zekânın elektrik fiyatı tahmini, üretim optimizasyonu ve bakım planlamasında kullanılması; izin süreçlerinin dijitalleştirilmesi ve Üye Devletler arasındaki teknik şartların uyumlaştırılması öncelikler arasında gösteriliyor. Desteklenen projelerden elde edilen test ve işletme verilerinin ortak veri tabanlarında paylaşılması da yeni projelerin süre ve maliyetlerini azaltabilecek bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Ar-Ge’den ticari uygulamaya geçiş önem kazanıyor

Raporun temel mesajlarından biri, Avrupa hidrojen sektörünün karşı karşıya olduğu sorunun artık yalnızca erken aşama teknoloji geliştirme olmadığı yönünde. Temel güçlük, geliştirilen teknolojilerin maliyet açısından rekabetçi ve ölçeklenebilir ticari uygulamalara dönüştürülmesi olarak tanımlanıyor.

Bu nedenle gelecekteki desteklerin talep oluşturması, uzun vadeli gelir öngörülebilirliği sağlaması, üretim ve altyapı yatırımlarını eş zamanlı geliştirmesi ve projelerin nihai yatırım kararına ulaşmasını kolaylaştırması gerekiyor. Fark sözleşmeleri, RFNBO kotaları, satın alma zorunlulukları, hedefli öz sermaye yatırımları ve harmanlanmış finansman modelleri bu kapsamda değerlendiriliyor.

Kamu-özel sektör ortaklıklarının rolü değişmeli

Rapora göre kamu-özel sektör ortaklıkları Avrupa’nın hidrojen alanındaki Ar-Ge ve demonstrasyon kapasitesinin gelişmesinde önemli bir rol oynadı. Bununla birlikte sektör ticari ölçeğe ilerledikçe yalnızca sermaye hibelerine dayalı destekler yeterli olmayabilir.

Bu nedenle Clean Hydrogen Partnership gibi yapıların erken aşama stratejik teknolojileri desteklemeye devam ederken demonstrasyon ile ticari uygulama arasındaki finansman boşluğuna, talep oluşturulmasına ve gelir güvencesine daha fazla odaklanması öneriliyor. Boru hatları, depolama tesisleri ve terminaller gibi büyük altyapılar için imtiyaz veya tasarla-yap-işlet modellerinin değerlendirilmesi de raporda yer alan öneriler arasında bulunuyor.

Raporun genel değerlendirmesine göre Avrupa’nın hidrojen rekabetçiliği yalnızca yeni teknolojilerin geliştirilmesine değil; bunların sanayileştirilmesine, uygun maliyetli yenilenebilir enerjiye erişime, altyapı ile talebin birlikte oluşturulmasına ve stratejik değer zincirlerinde Avrupa’daki ekonomik değerin korunmasına bağlı olacak.

Rapora ulaşmak için:European Hydrogen Competitiveness – Final Report