H2R&I
  31 March 2026

Avrupa’da temiz hidrojen ekosisteminin geliştirilmesine yönelik çalışmalar hız kesmeden devam ederken, önümüzdeki dönemde araştırma, inovasyon ve yatırım gündemini şekillendirecek başlıca öncelik alanları da netleşmeye başlıyor. Özellikle üretimden son kullanıma kadar tüm değer zincirini kapsayan bütüncül bir yaklaşımın öne çıktığı görülmekte; 2027 yılı hidrojen odaklı çağrılarda öne çıkması beklenen öncelikli alanlar giderek daha belirgin hale gelmektedir. Bu haber metni, söz konusu gelişmeleri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri paydaşlarımız için özetlemektedir.

Daha detaylı bilgi için Hydrogen Europe tarafından yayımlanmış olan “Advancing Hydrogen Technologies” adlı pozisyon belgesi incelenebilir. 

İlgili doküman erişmek için lütfen tıklayınız.

Üretimde Maliyet ve Ölçek Odaklı Dönüşüm:

Hidrojen üretiminde çıkılacak olan çağrılarda elektroliz teknolojileri merkezde yer almaya devam ederken, bu alanda maliyetlerin düşürülmesi ve daha büyük ölçekli uygulamaların yaygınlaştırılması kritik başlıklar arasında öne çıkıyor. Yeni nesil elektrolizör teknolojilerinin geliştirilmesi, alternatif bileşen ve tasarım yaklaşımlarının değerlendirilmesi ve kritik hammaddelere olan bağımlılığın azaltılması bu dönüşümün önemli unsurları olarak dikkat çekmekte.

Bununla birlikte, üretim süreçlerinin daha verimli hale getirilmesi, malzeme kullanımının optimize edilmesi ve üretimde sürdürülebilirlik ile döngüsellik ilkelerinin benimsenmesi de sanayileşme açısından belirleyici olacak. Elektrolizörlerin enerji sistemleriyle daha esnek çalışabilmesi, özellikle şebeke dengeleme hizmetlerine katkı sağlayacak şekilde geliştirilmesi de ön plana çıkan bir diğer alan.

Temiz Hidrojen Ortaklığı yeni dönem öncelikli alanlarından beklentiler ise şu şekilde: 

Üretim tarafında:

  • Elektrolizörlerin maliyet rekabetçiliğinin artırılması ve ölçeklenmesi

  • Membransız elektrolizörler ve yeni nesil teknolojiler (AEMEL, PCCEL)

  • Kritik hammaddelerin (CRM) ve PFAS kullanımının azaltılması

Sanayileşme açısından belirleyici rol üstlenecekler: 

  • Elektrolizör bileşen ve sistemlerinin üretilebilirliğinin (yüksek MRL) artırılması

  • Üretim süreçlerinin optimizasyonu (verim, malzeme kullanımı)

  • Sürdürülebilirlik ve döngüsellik odaklı üretim yaklaşımları

Enerji sistemleriyle entegrasyon tarafında ise:

  • Elektrolizörlerin şebeke dengeleme hizmetleri için geliştirilmesi

  • Kontrol sistemleri, BoP ve termal yönetim çözümleri ön plana çıkan alanlar arasında yer alıyor.

Alternatif Üretim Yöntemlerine Artan İlgi:

Elektroliz dışında, alternatif hidrojen üretim yöntemlerine yönelik araştırmalar da ivme kazanıyor. Doğal hidrojen, güneş temelli üretim teknolojileri, fotokimyasal süreçler ve biyojenik kaynaklardan üretim gibi yenilikçi yaklaşımlar, geleceğin potansiyel çözümleri arasında değerlendiriliyor.

Özellikle belediye atıklarının biyojenik kısmından hidrojen üretimi gibi uygulamaların, daha olgun teknolojilerle sahada gösterilmesine yönelik çalışmaların önem kazandığı görülüyor.

Altyapı ve Depolamada Güvenlik ve Verimlilik:

Hidrojenin taşınması ve depolanması konuları da gündemin üst sıralarında yer alıyor. Mevcut doğal gaz altyapısının hidrojen için yeniden kullanımı, boru hatlarının bütünlüğünün korunması ve bakım-onarım çözümlerinin geliştirilmesi kritik konular arasında gündemde yer almakta.

Ayrıca sıvı hidrojen depolama çözümleri ile sıkıştırma teknolojilerinde verimlilik ve maliyet avantajı sağlayacak yenilikçi yaklaşımlara yönelik çalışmaların arttığı gözlemleniyor.

Ulaşımda Hidrojen Teknolojileri Daha da İleriye Taşınıyor:

Hidrojenin nihai kullanım alanlarında, özellikle ulaşım sektörü önemli bir odak noktası olmaya devam ediyor. Ağır vasıtalarda karayolu uygulamaları için yakıt hücre sistemlerinin (stack odaklı iyileştirmeler)performans ve üretilebilirlik açısından geliştirilmesi, hidrojenli mobilite çözümlerinin rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.

Denizcilikte çok yakıtlı sistemler, amonyak gibi alternatif taşıyıcıların kullanımı ve yüksek sıcaklık yakıt hücrelerinin entegrasyonu dikkat çekerken, havacılıkta ise düşük ağırlık ve yüksek güç yoğunluğu (< 1MW) sunan yakıt hücresi sistemlerine yönelik çalışmaların önümüzdeki yıl ön plana çıkması beklenmekte.

Yatay Konular: Döngüsellik, İnsan Kaynağı ve Güvenlik:

Teknolojik gelişmelerin yanı sıra, hidrojen ekosisteminin sürdürülebilirliği için yatay başlıklar da önem kazanıyor. Teknolojilerin geri dönüşümü ve döngüsel ekonomi prensiplerine uygunluğu, nitelikli iş gücünün geliştirilmesi ve yeniden beceri kazandırılması bu kapsamda öne çıkıyor.

Aynı zamanda güvenlik konuları, sensör teknolojileri ve standartlara temel oluşturacak araştırmalarla birlikte daha fazla önem kazanıyor.

Sanayide Talep Tarafı ve İş Modelleri:

Hidrojenin sanayide yaygınlaşmasının önündeki engellerin aşılması için talep tarafına odaklanan çalışmaların arttığı görülüyor. Talep tarafı odaklı yaklaşım ve sistem entegrasyonu, tekno-ekonomik analizler ve yeni iş modellerinin geliştirilmesi, yatırım kararlarını destekleyen temel araçlar arasında yer alacak ve bu minvalde çağrılara çıkılacak.

Bölgesel Ekosistemler Güçleniyor:

Avrupa genelinde önümüzdeki yıl da hidrojen vadileri olarak adlandırılan bölgesel kümelenmelerin geliştirilmesine yönelik çalışmaların da devam etmesi bekleniyor. Farklı ölçeklerdeki projelerin yaygınlaştırılması, henüz kapsanmamış bölgelere odaklanılması ve bu yapıların birbirleriyle daha güçlü bağlantılar kurması, ekosistemin büyümesinde önemli rol oynayacak.